BELDELER

AKYARLAR (Kefaluka)

Ahtapotu, taze balıkları ve Akyarlar Plajı ile ün yapmış çok eski bir balıkçı köyü olarak bilinir Akyarlar (Kefaluka). Bodrum Yarımadası’nın en güney kesiminde Kos Adası’nın hemen karşısında yer alır. Bodrum’un merkezine 20km, Turgutresi Merkezi’ne 8km. mesafede olan, diğer koylara göre daha doğal ve bâkir kalmış bir beldedir. Bodrum’dan çıkıp Turgutreis yönüne 9 km gittikten sonra Gürece Köyü’nden kestirme yola saparak 11km. sonra eşsiz denizi ile Akyarlar’a varılabilir.

Akyarlar Koyu’nun sağ tarafında balıkçı barınağı ve köy kahveleri, ortasında lokanta ve kafeler, sol tarafında ise eşsiz güzellikte kumsal ve deniz yer almaktadır. Akyarlar’ın simgesi haline gelmiş sahildeki taş ev günümüzde artık kullanılmıyor olsa da geçmişe ait ipuçları taşımaktadır. Sahildeki bazı evlerden de anlaşılacağı gibi, Akyarlar eski zamanlarda Rumlar'ın yazlık beldesiymiş. Günümüzde Rumlar, Akyarlar'dan 5 km. uzaklıktaki İstanköy (Kos) Adası’nda yaşamaktadır. İstanköy’ün ışıkları ile adeta bir gölü andıran gece manzarası, başka hiç bir Bodrum beldesinin veremeyeceği bir keyif sunmaktadır.

ABD’de iş ve ekonomi çevrelerine hitap eden Forbes Dergisi 2005 yılında, Akyarlar Kumsalı’nı dünyanın en lüks 15 kumsalı arasında göstermiştir. Yerel sanatçı ve oyuncular arasında Türkbükü ve Gölköy gibi balıkçı köylerinin de çok popüler olduğunu ifade eden dergi, Bodrum Yarımadası’ndaki en iyi kumsalın ise muhteşem kamp olanakları ve rüzgâr sörfü imkânlarıyla Akyarlar olduğuna dikkat çekmiştir.

Akyarlar, doğusunda Bağla Koyu’ndan başlar, batısında Fener Burnu’na kadar uzanır. Turkuaz mavisi denizi ve ince kumlu plajının yanı sıra, karadan denize doğru esen rüzgârıyla da sörf yapmaya da oldukça uygundur.

Belli başlı koyları sırasıyla Bağla, Aspat, Karaincir, Akyarlar (Köy içi), Akçabük, Meteor ve Kemer’dir. Söz konusu koyların dışında irili ufaklı birçok bakir koya sahiptir.

Karaincir, hem  güneyden hem kuzeyden tepeler arasında kalması sebebiyle hiçbir taraftan rüzgar almayan, ince altın rengi kumlu plajında harika vakit geçirebileceğiniz ve dinlenebileceğiniz Bodrum Yarımadası’nın en güzel sahillerinden biridir.

Bağla ise, teknelerin de uğrak yeri olan Kargı Koyu ve Camel Beach’e de  ev sahipliği yapan özel bir yerdir. Bodrum’da yüzmek için en elverişli yerlerden biridir.

Perşembe günleri semt pazarı kurulmaktadır.

BİTEZ (Ağaçlık Köyü)

Bodrum’a karadan 8 km, denizden 2,5 deniz mili mesafedeki Bitez (Ağaçlık), Yunanca (Pedesa) bağlık, bahçelik anlamına gelmektedir. Ünlü Çökertme Türküsü’nde adı geçen Bitez Yalısı, Bağla ve Adaburnu arasında Gümbet’den hemen sonra ikinci koyda bulunmaktadır. Yemyeşil doğasıyla ünlü Bitez kasabası, yalıdan itibaren geniş bir alana yayılmış  mandalina ve zeytin bahçelerine ev sahipliği yapmaktadır.

Sıcak ve kumlu bir denizi olan, havası Bodrum'a nazaran daha serin olduğu için yerli ve yabancı turistler tarafından yoğun ilgi gören Bitez, yüzme ve güneşlenmenin yanı sıra su kayağı, kano, deniz bisikleti gibi başka alternatifler de sunmaktadır. Bodrum Yarımadası’nda rüzgâr sörfü denilince akla gelen iki yer vardır: Bitez ve Akyarlar. Rüzgâr sörfü öğrenmek isteyenler için profesyonel eğitmenleri olan sörf okulları da bulunmaktadır.

Doğa yürüyüşlerinden hoşlananlara büyük keyif veren yürüyüş yolları da vardır. Kış aylarında gürül gürül akan dereler, yaz mevsiminde kuruduğu için off road ve yürüyüş yolları olarak kullanılmaktadır. Mandalina ağaçları arasına gizlenmiş evler arasında kaybolmak, sonrasında denize varmak…

Bitez’e özel bir başka yer de Bodrum Bitez Kadınlar Kahvesi’dir. Sadece kadınlara özel, yaz günlerinde birçok kadının önündeki açık alanda örgü örerken, çay ya da kahve içerken ya da tavla oynarken görülebileceği yerdir Kadınlar Kahvesi.

Dalından koparılmış taze meyve ve sebzelerin, günlük süt ürünlerinin, hatta giysi ve ev gereçleri nin de bulunabildiği meşhur Bitez Pazarı ise Perşembe günleri kurulmaktadır.

 

 GÖL-TÜRKBÜKÜ

Önceden iki ayrı köy olan Gölköy (Karianda) ve Türkbükü (Madnasa),  1999 yılında birleşerek Göltürkbükü adıyla tek bir belde olmuştur.

Bodrum'a yakınlığı ile de tercih edilen bu belde hem denize girip güneşlenme imkânı hem de eğlence anlamında, Bodrum kadar olmasa da hareketli geceler, geçirilebilecek alternatifler sunar.

Türkiye’nin son yıllardaki en popüler eğlence ve dinlence mekânlarının buluştuğu yer olan Türkbükü’nde eskiden balıkçıların sandallarını bağladığı tahta iskeleler artık jet sosyetenin tekneleriyle yanaştığı şık teraslar haline gelmiştir. Tüm dünyadan çok sayıda ünlünün tatil yaptığı, ev sahibi olduğu ya da en azından bir akşam yemeği yediği yerdir Göltürkbükü. Özel araçla 20, minibüsle yaklaşık yarım saatte ulaşılır Türkbükü’ne ama son yıllarda deniz uçağıyla gitmeyi tercih edenlerin sayısı gittikçe artmaktadır.

Tarihe meraklı olanlar için zengin de bir beldedir aynı zamanda Göltürkbükü. Köyün tepelerinde tarihi kalıntılar yer almaktadır. Özellikle taş, tuğla yığınlarıyla çevrili yıkıntılar arasında iki kule, ev kalıntıları, sarnıçlar, kaya mezarları ve taşlık saha dikkat çeker.

Doğa aşıkları için de bulunmaz bir yerdir. Gölköy'ün adını aldığı, içinde yüzlerce bitki ve hayvan çeşidini barındıran göl ve etrafındaki palmiyeler kesinlikle görülmeye değerdir. Doğal ağaçlardan Palmiye familyasının bir türü olan ağaçların görüntülerinin güzelliği dışında en belirgin özelliği ise bu ağaçların yanmamasıdır. Dünya literatürüne geçen bu özel ağaçlar sadece ülkemizde ve Girit'de yetişmektedir.

 

GÜMBET                                                                         

Bodrum'a yalnızca 2 km. mesafede güzel bir koyda yer alan ve son yıllarda özellikle yabancı turistler tarafından tercih edilen Gümbet, adını bölgedeki üstü beyaz damlı çok sayıda su sarnıcından almaktadır.  Gümbet'in denizi sığ ve kumsalı uzundur. Bu açıdan özellikle çocuklu aileler için ideal bir tatil yeridir.

Aslında Bodrum’un bir mahallesiyken, Bodrum merkezine yakın olması ve plajının güzelliği sayesinde son yıllarda oldukça gelişmiş, açılan çok sayıda otel, pansiyon, restoran, bar ve diskoları ile kendine has bir tatil beldesi konumuna gelmiştir. İnceburun ve Adaburun arasındaki koyda yer alan Gümbet, su sporları için çok elverişli bir konumdadır. Bodrum Yarımadası’nın en popüler su sporları merkezleri de burada bulunmaktadır.

Gümbet, aynı zamanda hareketli gece hayatıyla da özellikle son yıllarda Bodrum'un gece hayatına bir alternatif haline gelmiştir.

Pazar günleri semt pazarı kurulmaktadır.

 

GÜMÜŞLÜK                                                                   

Yerleşimin isminin nereden geldiğine dair farklı söylenceler var. Biri burada bulunan gümüş madeninden geldiğini söyler, diğer ise gün batımlarında denizin aldığı gümüşî renkten… İsmi nereden gelirse gelsin, Bodrum’un en büyüleyici koylarından biridir Gümüşlük.

Bodrum merkezine 21km. uzaklıkta olan Gümüşlük'e giderken Peksimet Boğazı'nı geçip yel değirmenlerinin olduğu tepe aşıldığında görülen manzara bile insana huzurlu bir nefes aldırmaya yeter aslında. Narenciye bahçelerinin arasından kıvrılarak giden yoldan sahile inildiğinde yol en sert havalarda bile emniyetli bir sığınak olan doğal limanda son bulur.

Antik Mindos şehrinin üzerine inşa edildiğinden dolayı, Sit Alanı olduğu için titizlikle korunan Gümüşlük, köy olarak kalabilmiş nadir koylardandır. Myndos’un Leleg şehrinin bir bölümü sular altındadır ve dalarak bu kalıntıları görmek mümkündür. Batık Myndos şehrinde tiyatro, stadyum, duvarlar ve mozaik kaplı tiyatro sahnesi ve Roma döneminden kalan günümüzde sanat evi olarak kullanılan kilise görülebilecek bazı tarihi eserlerdir. Koyun girişindeki Tavşan Adası'na ise batık şehrin taşları üzerinden sekerek geçebilirsiniz. Ada, ismini haklı çıkarırcasına bir çok tavşana ev sahipliği yapar. Tavşan Adası'nın güney tarafındaki koy ise deniz ve güneş tutkunlarının tercih ettiği doğal bir plajdır. En sıcak yaz günlerinde bile hafif bir esintisi vardır.

Güneşin batışı da ayrı bir renk cümbüşüdür Gümüşlük'de. Gümüşlük’ün en güzel zamanları akşam karanlığıyla başlar. Gümüşlük’de sabah geç gelir ve akşam da daha geç çöker. Güneş tepenin üzerinden geçerken ve akşam inerken deniz binlerce renge bürünür. Denizin rengi önce kırmızıya sonra da gümüşe döner.

Bodrum Yarımadası’nın en iyi balık restoranları burada bir aradadır. Bunda muhakkak eşsiz manzarasının ve gerçek bir balıkçı köyü olmasının rolü büyüktür. Plaja konulmuş, üzeri mezelerle kaplı masalara oturup, rakı ve balık keyfini de yaptıktan sonra Gümüşlük, bir ayrıcalık haline gelir. Yöreye özgü kabak çiçeği dolması, mezelerin olmazsa olmazıdır.

Gümüşlük pazarı, Çarşamba günleri kurulmaktadır.

 

GÜNDOĞAN (Farilya)

Bodrum merkezine 25km. uzaklıktaki Gündoğan (Farilya), yarımadanın en eski yerleşmelerinden biridir. Gündoğan'ın eski adı olan ve bir Rum sözcüğü olan Farilya, "Güneşin Doğuşu" anlamına gelmektedir. Eskiden balıkçılık, zeytincilik, sünger avcılığı ve mandalinacılığın ana geçim kaynağı olduğu Gündoğan, günümüzde bu gelir kaynaklarının neredeyse tamamının yerini turizme bırakmıştır.

Gündoğan, Bodrum Yarımadası’nın kuzey-batı kıyılarında, Göltürkbükü ile Yalıkavak arasında yer almaktadır. Güllük Körfezi’nin güneyindeki Gündoğan'dan körfezin kuzey kıyılarındaki Didim'i görmek mümkündür. Ender "mavi bayraklı koy"lardan biridir. Koy çevresinde bulunan belli başlı adalar Fener Adası, Apostrol Adası, Prasa Adası’dır. Gündoğan'dan tekne ile 15 dakika uzaklıktaki Apostle Adası'na gidilebilir. Adanın yemyeşil doğası, adayı saran ilginç şekilli kayalar ve freskler, günümüze kalabilmiş tepenin en üstünde yer alan 3 adet Bizans kilisesi, sarnıç kalıntıları ve Rahip Evleri ziyaret edilebilir. İlginç sarkıtları ve dikitleriyle ünlü Peynir Çiçeği mağarası da unutulmamalıdır.

Köyün yukarısındaki kayalık ve volkanik taşlı yerde, kayalara oyulup saklanmış mezarlardan kalıntılar yer almaktadır. Yakınlarındaki bir mağarada bulunan eski Bronz çağı seramikleri, cilali taş baltalar ve değirmen taşlarının da işaret ettiği gibi bölgenin en eski yerleşim yerleri arasında sayılmaktadır.

Yazın devamlı esen meltem, yerel halk ve tatilcilere ferahlık verir. Rüzgârlı bir yer olmasından dolayı, rüzgar sörfü tutkunları da son zamanlarda bölgeye akın etmektedir.

Çarşamba günleri, Gündoğan pazar alanında meyve-sebzeynin yanı sıra halılar, vazolar ve yerel el sanat ürünleri satılmaktadır ve yarımadanın her yerinden daha ucuzdur.

 

GÜVERCİNLİK

Bodrum-Milas Havaalanı’na 15km, Bodrum merkezine 22km. mesafede bulunan Güvercinlik, Bodrum’a merhaba denilen yerdir. Bir zamanların küçük balıkçı köyü; gelirken ilk, dönüşte son durak!  Karşısındaki yüksek ve geniş Salih Adası'nın doğusundaki tepeler çam ormanıyla, etekleri ise zeytinliklerle kaplıdır.

Havaalanına yakınlığı, sahil şeridinin uzunluğu ve sakinliğiyle son zamanlarda yarımadanın en güzel mevkilerinden biri haline gelmiştir. Üstelik çok keşfedilmemiş ve sessiz oluşu da değerini ikiye katlamaktadır.

Güvercinlik tatilin dezavantajlı kısmı ise, belki Bodrum'a değil ama Turgutreis, Yalıkavak gibi yarımadanın diğer mevkilerine uzak bir noktada bulunmasıdır. Ancak Güvercinlik'in denizi ve birbirinden şık otelleri ile -hele de daha sakin bir tatil tercih ediliyorsa- pek başka bir yere gitmeye gereksinim bırakmaz.

Pazartesi günü yöresel ürünlerin bulunduğu semt pazarı kurulmaktadır.

 

ORTAKENT (&Yahşi)

Bodrum'un en uzun sahili, aynı zamanda yarımadanın en geniş narenciye düzlüklerine sahip Ortakent, tüm köy yollarının kesişim noktasıdır. Ortakent-Yahşi, Bodrum Yarımadası’nın batısında kalan, eski köy özelliğini koruyabilmiş, yeşilliklerin arasından uzanan ince yollarla denize inilen bir beldedir. Bodrum şehir merkezine yaklaşık karadan 7 km, denizden 3 mil uzaklıktadır. İsminden de anlaşılacağı gibi, yarımadanın merkezinde bulunur. Yerel halk bir isimle daha seslenir bu beldeye, Müsgebi... Anlamı ise, bir söylentiden ibaret. Eski zamanlarda, Ortakent, narenciye bahçeleri ve rengârenk çiçekleri ile cennetten bir köşe imiş. Her yer "mis gibi" kokarmış. Bu nedenle bu beldeye "mis gibi" diye söylene söylene, olmuş ismi "Müsgebi"... Yarımadanın eski toprak yaşlılarının açıklamasıdır bu...

Bodrum Ortakent - Yahşi bölgelerini Uludere adıyla anılan akarsu ikiye böler. Bölgede eskiden olduğu gibi, tarım, hayvancılık ve narenciye ile uğraşılır. Sahil kesimleri gelirini daha çok turizmden elde ederken, köyün içlerine doğru gelir kapısı narenciye ve hayvancılığa doğru kayar. Halen bozulmamış dokusu ile Ortakent, mandalina bahçeleri ve mavi bayraklı denizi ile ziyaretçilerine ev sahipliği yapar. Köy içine doğru girildiğinde, geçen yüzyıldan kalma eski taş evlere ve tepedeki eski değirmenlere rastlanır. Bölgede, 17. yüzyılda savunma amaçlı olarak yapılmış kulelerden ikisi halen ayaktadır. Bunlardan biri Mustafa Paşa‘ya diğeri kardeşi Ahmet Paşa‘ya aittir.

Deniz tarafında bölgenin tam karşısında yer alan "Çelebi Adası" pek çok günlük gezi teknesinin uğradığı bir adadır. Bölgenin uzun ve geniş bir koy olmasından ve rüzgârı çok iyi almasından dolayı, sörf, optimist, katamaran gibi yelken sporları için elverişlidir. Bunun yanında jet-ski, parasailing gibi pek çok su sporu da yapılmaktadır. Ayrıca ülkenin en büyük alışveriş merkezlerinden biri de bu bölge sınırları içinde yer almaktadır.

Bölgenin en batısında yer alan şimdilerde "Camel Beach" adıyla anılan fakat eskilerin "Kargı Koyu" diye bildiği, sanki sonsuz bir kumsalmışcasına uzanan doğal bir plajı vardır. "Camel Beach", adını eskiden beri kumsalda yatan ve otlayan develerden almıştır. Bu develer yerli ve yabancı pek çok ziyaretçinin ilgi odağı olmuştur. Ayrıca plajın kumlarında dünyanın pek az yerinde rastlanabilen "zambakları" görmek de mümkündür. Bu plaja günlük tur teknelerinin yanı sıra karayolundan özel araçlarla veya minibüsle de gelinmektedir.

Yarımadada güneşin en güzel battığı yerlerden biridir. Ayrıca geçmişten kalan pek çok gelenek olduğu gibi devam ettirilmektedir; bunlardan en önemlisi düğünlerdir. Düğünlerde kına gecesinde, gelinlere eskiden kalan ve antik değere sahip olan "Devran(Bindallı)" adı verilen kırmızı kadife üzerine simlerle işlenmiş ve her işlemenin farklı bir anlamı olan gelinlikler giydirilir. Bölgede, gene eskiden kalan geleneklerden olan, "Deve Güreşleri" düzenlenmektedir.

Son 30 yıldan bu yana Bodrum yarımadasıyla beraber Ortakent, turizmde de gelişme göstermiştir. Ortakent ve Yahşi Beldesinin sahil şeridinde büyük küçük pek çok otel yılın en az 6 ayı kaliteli hizmet vermektedir. Sahil şeridindeki çoğunluğu balık restorantı olan yiyecek mekânları gündüzleri de kahvaltı servisi vermektedir.

Otlu gözlemelerin de satıldığı Ortakent pazarı Çarşamba günleri kurulmaktadır.

 

TURGUTREİS

Eski adı Karatoprak olan beldenin adı 1485 yılında doğan Amiral Turgut Reis’in bu beldenin Karabağ mahallesinde doğmuş olmasından dolayı değiştirilmiş ve 1972'de Turgutreis olmuştur. Beldeye ismini veren ve Batı’da Dragut adıyla bilinen Turgut Reis, özellikle Osmanlılar'ın Malta Kuşatması ile tanınmaktadır. Kasabanın bir kaç kilometre dışında, deniz kenarında bulunan anıt onun ilk yelken açtığı yeri gösterir.

Bodrum’a 18km. mesafede yer alan ve yirmi bine yaklaşan nüfusuyla ilçe merkezinden sonra Bodrum Yarımadası'ndaki ikinci büyük yerleşim yeridir. Akyarlar, Fener Burnu, Karaincir Plajı, Aspat, Kadıkalesi ve Bağla önemli turistik noktalardan bazılarıdır. Bodrum Yarımdası'nın batı ucunda yer alan Turgutreis, 2003 yılında açılan D-Marin ile ününü ve uzun sezon yaşamaya elverişliliğini arttırmıştır.

Çatal Adası'nın etrafındaki alan rüzgâr sörfü için uygun çok uygundur. İklim özellikleri, çeşitli ve kaliteli otelleri ile Bodrum’a bir rakip olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Bölge aynı zamanda tarım alanı olarak da gelişmiştir. Mandalina, incir ve üzüm burada çok bol yetiştirilmektedir.

Sahil boyunca bir baştan diğer başa, nerede durulursa durulsun, neresinden bakılırsa bakılsın fark etmez, günün en güzel battığı yerdir Turgutreis. Zeytin ağaçlarının dibinde kıpkırmızı sardunyalar, ayaklar altında dipsiz bir deniz, baş üstünde Ege'nin derin mavili gökyüzü ile gündüzleri de farklı bir renktedir.

İrili ufaklı 14 adanın oluşturduğu Sporak grubu, Turgutreis'in hemen önünde sıralanmaktadır. Kos (İstanköy) ve Kalymnos gibi Yunan adaları hemen bu ada grubunun yanında yer almaktadır. Turgutreis’den Yunan Adaları’na feribot seferleri bulunmaktadır. Özel yatlar da günübirlik ya da konaklamalı olarak özel seferler yapmaktadır.

Cumartesi günleri kurulan, köylülerin kendi ürettikleri sebze ve meyveleri sergilediği, taptaze, canlı ve parlak renklerle dolu tezgâhların olduğu, yarımadanın dört bir yanından yerli halkın ettiği ünlü pazarı da beldeye gidildiğinden mutlaka ziyaret edilmesi önerilen yerler arasındadır.

 

TORBA

Uykusuz geceleri ve bitmeyen enerjisiyle ön plana çıkan Bodrum’da sakin bir tatil geçirmek imkânsız değildir, zira Torba, Bodrum’a hem 5km. mesafede, hem de huzur, sükûnet ve doğayı birleştirerek, kendine has, düşük tempolu bir tatil anlayışını adeta bir stile dönüştürüp, bünyesinde barındırmayı başarmıştır.

Bodrum Yarımadası’nın kuzey yönü daha çok nemli rüzgâr aldığından daha yeşildir, güney yönü ise daha kurak olduğundan makiler ağırlıktadır. Kuzeyde yer alan Torba doğası diğer koylara nazaran daha yeşil ve canlıdır. Coğrafi konumu gereği koyun kapalı olması nedeniyle, Bodrum'un en sert poyrazlarında bile denizi dalgasızdır ancak yaz sıcaklarında imdadınıza yetişen akşamüzeri esintileriyle meşhurdur. Yeşilini koruyabilmiş çalılıklar arasından her yol, bu dalgasız denize çıkar. Deniz sığ ve temizdir ancak dibi çakıllıdır. Yat limanında sonlanan sahili denize girmek için elverişlidir. Bu korunmalı limanın bir parçası olan Torba, yatçıların uğradıkları ve balıkçı yerli halkın yakaladıkları deniz ürünlerini boşaltabildikleri, ünlü bir barınaktır. Önceleri sadece bir balıkçı barınağı olan limanı şimdi, tekneleri, yatları ağırlamakta yine de sadeliğinden ve huzurundan ödün vermemektedir.

2500 yaşındaki Leleg kalıntıları ve 15 metre çapı ile yuvarlak formlu  Leleg Mezarı gerçekten görülmeye değer… Koyun doğu tarafında boy gösteren Bizans Manastırı Torba’nın tarihteki yerini simgelemektedir.

Torba, on beş-yirmi yıl öncesine kadar birkaç köy evinden ve kümbetten başka bir yapının bulunmadığı, zeytinliklerle kaplı dar bir sahil şeridi olan bir koy ya da yerel tabirle büktü. Artan özel otelleri ile olduğu kadar, balıkçı lokantalarıyla da yerli ve yabancı turistlerin dikkatini çeken Bodrum Torba, sakin ve sessiz bir ortamda tatil arayanların önceliği haline gelmiş durumdadır. Uzun yıllar yerleşik halkı olan bir köy var olmadığından, Torba belki de kendi köylüsü olmayan tek köydür.  Bodrum’a en yakın koylardan biri olmanın avantajıyla kış aylarında da yaşanabilen kaliteli bir belde haline gelmiştir.

 

YALIÇİFTLİK

Bodrum merkezine 9km. uzaklıktaki Yalıçiftlik'e, çam ormanlarının arasında kıvrıla kıvrıla giden yol üzerindeki kümbetlerin önünden geçilerek varılır. Bodrum’a gelişte Torba Kavşağı’ ndan sola giden ve Yalı, Çiftlik, Kızılağaç köyü yazan tabelanın işaret ettiği yola saparak ya da Bodrum çıkışında Yokuşbaşı’nı biraz geçince sağ tarafa ayrılan Yalı, Çiftlik, Kızılağaç köyü yoluna girerek ulaşabilir.

Karaada'nın bitiminden sonraki ilk koyda ve Gökova Körfezi'nin girişini gösteren bu çakıllı sahilde, etrafa serpiştirilmiş birkaç restoran görülür. Kıyının doğu yanı kumluktur. Biraz daha ilerideki ıssız kayaların arasında tek başına denize girmek ve güneşlenmek mümkündür. Yalıçiftlik'ten dört kilometre sonra tarımla uğraşan Çiftlikköy'e varılır. Taştan yapılma çiftlik evleri tepenin eteklerine yayılmıştır. Doğayla iç içe, kıvrılarak sakince ilerleyen bir yolu vardır. Yol boyunca bolca, incir, badem (burada bademe payam denilir) ve zeytin ağacı bulunur.  Ayrıca keçiboynuzu (keçiboynuzunun bir diğer adı harnup ise de ona da burada harıp derler) ile meşhurdur. Turizm elinin değmediği bu köy, Bodrum Yarımadası üzerindeki çiftlik yaşamının doğal görünümlerini gözler önüne serer. Belde daha çok Yalıçiftlik olarak tanınmaktadır. Yol boyunca Kızılağaç Köyü’nün evleri, incir bahçeleri, zeytinlikler ve üzüm çardakları dizilidir. Onların bittiği yerde kızılçam ormanları manzarayı yeşillenerek devam ettirir.  Geren Kuyu isimli plaja yaklaşırken, köprünün de olduğu sağa kıvrılan virajıdan sola sapan ve ancak çok dikkat edilirse görülebilecek toprak bir yol ve Alazeytin yazan bir tabela vardır. Aslında orada Bodrum Yarımadası’nın en eski halklarından olan Lelegler’in kurmuş oldukları Syangela şehrinin kalıntıları bulunmaktadır.  Her ne kadar yarımadadaki Leleg şehirlerinden geriye, görsel açıdan kayda değer kalıntılar kalmamış olsa da, ilgilenenler için yarımadanın en eski şehirlerinden birisinin orada kurulduğunun bilinmesi, görülmesi açısından önemlidir.

Geren Kuyu Plajı’na gelindiğinde deniz kokar arabanın içi, eğer gökyüzü temizse Datça Yarımadası’nı rahatça görmek mümkündür. Devamındaki küçük burun dönüldükten sonra Yalıçiftlik ve Kargı Koyları vardır ve bu koyların denizi Bodrum’un en temiz denizi olarak bilinir.

Yalıçiftlik’den Çiftlikköy istikametinde ilerleyip köyün çıkışına gelen noktada yol ikiye ayrılır. Sağa giden yol Mazı’ya çıkar. Mazı, doğal güzellikleri ile görenleri kendine hayran bırakan, Gökova Körfezi’nde yer alan köy muhteşem bir denize sahiptir. Masmavi ve berrak suları, yemyeşil doğası, anıt ağaçları ve anıt kayaları ile Mazı Köyü Bodrum'da keyili bir gün geçirilebilecek en güzel yerlerden biridir.

Birçok doğal ve yerel ürünün bulunduğu Mumcular pazarı, Pazar günleri kurulmaktadır.

 

YALIKAVAK

Yalıkavak, yarımadanın doğal yapısıyla en gözalıcı bölgesidir. Kıyıları girintili çıkıntılıdır, birbirinden güzel küçük koyları denize adeta dantel gibi işlenmiştir. Bodrum'a 18km. uzaklıktadır. Yarımadanın kuzey batı köşesinde yer alır. Üç tarafı Ege Denizi ve Mandalya Körfezi'yle çevrili olup yarımadanın doğusunda Gündoğan, güney batısında ise Gümüşlük beldeleri bulunur. Yalıkavak Körfezi’nde bugüne kadarki arkeolojik buluntularda, belirli bir yerleşim yeri saptanmamıştır. Arkeolojik buluntular, yerleşim yerinden çok, yaygın bir yapılanma gösterir. Bağımsız, tekil arkeolojik buluntular görülür. Hoş ve düzenli bir yapıya sahip olan kasabadaki bazı eski veya antik binalar özenli bir restorasyon ile modern yaşamın kullanımına açılmıştır. Bu tür yapılardan biri, iyi bilinen ve çevrede yaşayan sanatçıların eserlerinin sergilendiği bir mekâna dönüştürülen eski su sarnıcıdır. Bir diğeri ise hediyelik eşya satan çok bir mağazaya dönüştürülmüş eski bir zeytinyağı fabrikasıdır.

Bodrum'dan Yalıkavak'a yapılan bir yolculukta önce bir sıra yel değirmeni, daha sonra Yalıkavak’ın o eşsiz manzarası görenleri büyüler. Başlangıçta bir süngerci köyü ve yarımadanın en ünlü süngercilerinin doğduğu yer olan Yalıkavak, günümüzde çok önemli bir turizm beldesine dönüşmüştür. Tepelerde ve sahilde yer alan yel değirmenleri, güzel koyları, doyumsuz gün batımı manzaraları, son yıllarda açılan kaliteli tesisleri ve yerli yabancı lüks yatlara ev sahipliği yapan marinası ile ön plana çıkar.

Yalıkavak kıyıları, türleri dünya ölçeğinde tehdit altında olan, sayıları gitgide azalan "Monacus Monacus" adıyla bilinen Akdeniz foklarının da evidir.

Günbatımlarının muhteşem tablolara dönüştüğü Yalıkavak sahilinden Geriş’e doğru giden yol üzerinde birbirinden güzel balık restoranları sıralanmıştır. Terk edilmiş eski Rum köyü Sandima’ya uğrayıp buradaki tek yaşanan yer olan Sanat Evi Café’de hem resim heykel sergisi gezip, hem de bir şeyler içmek mümkündür. Bu bölgedeki Tilkicik, Paşa ve Ağaçbaşı koyları güzel ve büyük plajlara sahiptir. Sabah erken saatlerde Arka Küdür Koyu’na yapılacak bir yürüyüş ve orada yüzmek çok keyifli bir alternatif olabilir.

Yalıkavak'ta konaklarken görülmesi gereken bir diğer yer de Bodrum'un Tibet'i olarak adlandırılan Geriş Köyü'dür. Kahve evinde oturup gün batımını izlemek çok keyilidir.

Yerli yabancı tüm seyahatseverlerin ziyaret ettiği Yalıkavak pazarı Perşembe günleri kurulmaktadır.